Suda yan ateşte boğul – Charles Bukowski

Suda yan ateşte boğul – Charles Bukowski

Merhaba Dünya diyesi geliyor insanın Bukowski okuduktan sonra. Çatlak bir şairin kelimelerinin gizeminde yolculuk ettikten sonra insan kafasını kaldırıp dünyaya baktığında yediği tokatın etkisinden bir kaç saniyede ancak sıyrılabiliyor. Hem döver gibi hem sevişir gibi yazan, çiğnediği tütünü suratına tükürürcesine kelimeleri kullanan biri bence. Açık ve net, neyse o!

DSC06386İlginç bir adı var kitabın: “Suda yan, ateşte boğul”. Tam da Bukowski’ye yaraşır bir ad olduğunu gördüm şiirlerini okuduğumda. Hatta daha henüz okumaya başladığım sıralarda bir kaç sayfa ilerlemiştim ki ben de kitabın giriş sayfasına bir kaç satır yazıverdim. Kitabın adı başlı başına bir ilham kaynağı olunca durduramıyor insan kendini. Bukowski herhalde kızmazdı bana duysa yazdıklarımı kitabına. Herhalde olsa olsa bir bira daha devirirdi…

DSC06385“Yaşamın uçuk renkleri vardı
bir Temmuz gecesi bir sokak lambasının ışığı etrafında kanat çırpan
ve kaçmış bir uykuyu kovalayan
hafif bir esintiydi sanki hissettiği.
Eskimiş bir şairin satırlarında gizli kelimelerdi
rüzgarda dans eden yaprakların melodisi” – İ.Kaya 15 Temmuz 2014 00:40

DSC06387

“Baharda muhteşem bir gündü ve dışarda

hava kirliliğinden ölmemiş kuşları

duyabiliyorduk” – Bukowski

 

Anlayamadığımız insanları yaftalamaya pek bir elverişlidir insanın düşünce yapısı. Alışık olmadığımız bir biçimde birisi bize bir şey DSC06388anlatmak istese rahatlıkla “deli” diyebiliriz kendisine. Tıpkı her yerde rüşvet alınan bir kurumda hiç rüşvet almayan birine “deli” denmesi gibidir aslında bu bir yerde. İşte Bukowski’de bence bu tür “deli” lerden. Kendisini anlayabiliyor olmam benimde bir “deli” olduğumun bir göstergesi midir yoksa sadece “anlayabilen biri” olmamdan mıdır bilmiyorum. Çok da umurumda değil aslında…

Siz ne dersiniz bilmiyorum belki bir gereklilikten olsa gerek; yani DSC06389tanımlama gereğinden olsa gerek bir şiire başlık atma ihtiyacı. Hatta aynı ihtiyaçtır belki biz insanların, insanları yaftalama merakı. Ama “Şiire başlık atmak ne işe yarar” diye sorabilen bir şairin satırlarında dolaşmak pek de akıllı işi değildir açıkçası. İşte bu nedenle sevdim ben bu ihtiyarı… Ölmüş mü? 94 de öldü diye okudum bir yerlerde. Lakin belli ki ruhu halen kol geziyor şiirlerde…

Okuyun…

 

 

 

 

 

%d blogcu bunu beğendi: