İçeriğe geç

Kategori: İlgi çekici yazılar

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Mesajımdır

İslamiyeti sadece namaz kılıp oruç tutmakta gören, daha doğmamış çocuğun dahi hakkını yiyen, hamile kadınları düşünmeden mesailere bırakan sözde müslümanlar, İslamiyeti kadına baskı yaparak, onu hor görerek yaşadığını yaşattığını zanneden örümcek beyinli takunyalı zihniyetler bu yazıdan bir ders alsın!…

Bilimsel düşler

Bu günlerde inandırıcılık kavramına fena kafayı taktım. Nedense “hayal” , “saçma” gibi kelimeler üzerine gitmek istiyorum bu günlerde. Bu kelimelerden yola çıkarak kendi dünyalarımıza dokunmak istiyorum bir şekilde. Neden mi? Belki sadece kendimi tatmin için. Size zararı var mı?…

Bu yazıyı okumak için yeterli vaktin yoksa veya okuma tembeliysen en son satırı oku!

Penceremden: Sanat, sanatçı

“Olmak ya da olmamak! İşte bütün mesele bu!” – W. Shakespeare / Hamlet.

Bir sahne oyunundan en akılda kalıcı, vurucu cümleler bunlar. Bir sanat eserini ölümsüzleştiren bir cümle değil yalnızca. Aynı zamanda izleyicinin, dinleyicinin, okuyucunun yani oluşturucusu tarafından hedef alınan, iletişim kurulmak istenen diğerlerinin düşüncelerine de ışık tutan, yansıtan ve hatta çoğu kez gözünü kamaştıran bir ayna bir köprü…

8 Mart dünya kadınlar gününe dair

Ne güzel demiştir O, “Cennet annelerin ayağı altındadır!” diye. Bu gün değil, çoook öncesinde! O söz değil midir ki bu günün anlamını taçlandıran? O nur değil midir ki bu günün yolunu aydınlatan? Unutmuş gönüllere su olsun, kadının değerini unutanlara yol olsun!… Ey ana; kadınlar günün kutlu olsun! Arada bir unutsak da sen unutma; cennet ayaklarının altında! – Benden, bu günün anlamına dair…

Yokoluşa geri sayım…

Bilinmezlik! Her zaman insanları içine çeken kara bir delik gibidir. İçeri girmek istersin, bulmak istersin! Bilinmeyeni bilmek, görmek ve bilinmeyene dokunmak istersin. İlk olmak istersin! Çünkü özel olmak istersin! Eğer bir de neyi nasıl aradığını biliyorsan durum daha da zevk verici bir hal almaya başlar çünkü çoğu kez aradığından farklı şeylerle; sürprizlerle karşılaşırsın. İçinde bulunduğumuz 2012 yılı bizler için işte böylesi bir gizeme gebe…

 

 

Bilgi ve Okyanus ilişkisi

 

Tarih 31 Ekim 2006 . Kırıntılar adlı bloğumda Aklıma gelen bir söz başlığı altında yazmışım: “Bilgi peşinde koşmak okyanusta kulaç atmaya benzer; önce tutunacak sağlam bir yer bulmalısın” diye. Şimdi tarih çizelgesinde 2012 yılının ilk ayının ikinci gününü geride bırakırken ve yeni umutlarla yeni yıla “yeniden” yeni bir başlangıç yapıyorken bu söz üzerinde durmak istedim…

Araç çubuğuna atla