Siyah beyaz hayatı renklendiren bizim onu algılayış biçimimiz sadece

Siyah beyaz hayatı renklendiren bizim onu algılayış biçimimiz sadece

Yazmak istiyorum. İçimdekileri beyaz bir kağıdın üzerine boşaltmak. Bir şeyleri düzeltme adına değil; buna ümidim kalmadı zaten artık. Sadece rahatlamak adına. Rahatlayıp hafiflemek. Çünkü zaten ne değişiyor ki! Hayat halen siyah-beyaz. Çünkü gözlerimiz halen kapalı ve arada gördüklerimiz ışığın altadıcı ilizyonundan ibaret…

 

 

Yazmak istiyorum. İçimdekileri parmaklarımın ucundan bir ressamın tuvalinin üzerine nakşettiği renklendirdiği çizgiler gibi. Ne değişir bilmiyorum. Bilmeme de gerek yok. Dedim ya zaten ümit yok. Hayat hala siyah-beyaz sürüp giderken, ressamın fırça darbeleriyle süslenip bezenirken bize sundukları ekşi, bayat bir hal almışken, doğduğumdan beri hatırladığım gri bulutlar üzerinde yaşadığım toprak parçasının üzerinde dolaşıyorken… gerek yok bizler hala gözü kapalı düşler diyarında dolaşıyorken…

 

Düşler görülmek ister. Bu hayatı yaşanılır kılan da işte gördüğümüz renkli düşler. Ama bize ait olmayan hiç bir düş gerçeğimizin bir parçası olamaz. Hani diyor ya yazar; “rahat bir yatakta tutsak yatmaktansa, rahat olmayan bir yatakta özgür yatmayı tercih ederim” diye. İşte o hesap.

 

Yazmak istiyorum ama bir o kadar da istemiyorum. Kağıt ellerimin arasında, kalem parmaklarımın ucunda. Boş kağıtla dans ediyor. Dokunsa incitecekmiş gibi. Geri çekiliyor. Böyle olsun isterdim ama parmaklarımın dansı sadece bilgisayarımın klavyesiyle. Teknolojik olduk ya. Ben cahil arkadaşınız böyleyken işin ehli yazarları düşünüyorum. Onların işi daha zor olsa gerek. O kalemi kaldırmak, klavyenin tuşlarıyla oluşturacağı kelimeleri seçmek onlar için bana olduğundan daha büyük bir yük olsa gerek.

 

 

Her şeye rağmen yazmak güzel şey. Okumak, çizmek. Bir şekilde içindekileri aktarabilmek. Düşünceni dile getirebilmek. Hoş günümüzde düşünce özgürlüğü var denen ortamda tehlikeli böyle şeyler ama olsun. Hayat da tehlikeli ve o tehlikeli, renksiz, tatsız tutsuz dünyayı renklendiren, tatlandıran bizim ona bakış açımız, ona verdiğimiz anlam. Bu nedenle iyi anlamlar verelim hayata. Sevgi verelim, saygı verelim. Aslında siz de biliyorsunuz. Ümitsizlik diye bir şey yoktur…

 

 

Görseller google görsellerdendir. Görsel kaynağı için görseli tıklayın.

%d blogcu bunu beğendi: