Eve Donus

Ve işte yeniden eve döndüm!
Tekrar bilgisayarımın başındayım. Benim için oldukça verimli geçti bu tatil. Sessiz, dinlendiriciydi. O kadar alışmışım ki sakinliğe döndüğümde başım ağrımaya başladı şehrin gürültüsünden. Neyse ki arada yüksek sesli müzik dinleyerek bi parça alıştırmışım kendimi bu ortama. Yoksa çatlardı sanırım başım…
Üç yeni şarkıyla döndüm. Üçü için de umutluyum. Güzel oldular bence. Vatana millete hayırlı olsun….

Konser , Temmuz 25

Tatil bitti. Bu gün işe tekrar başlamamın 2. günü. Büyük ihtimalle Ağustosun ilk haftası da tatilde olucam. Ama bakalım neler olacak.
Bu gün teyzemin çocuklarının Sarıyer’de konserleri varmış. Israrla "Gel" dediler. Bir teyzem Sarıyer’de, biri bizim binanın yan bloğunda diğeri de -en küçük olanı – (hoppalaaa yine unuttum o semtin adını. Neydi hani şu salatalıklarıyla ünlüydü, hani
bilmemne hıyarı derler ya! Hah! Hatırladım Çengelköy hıyarı . İşte küçük teyzem de Çengelköy’de
oturuyor. Konseri olacak kuzenler Sarıyer’deki teyzemin çocukları. Bunlar üç kardeşler. En küçükleri -ikiz bunlar- 🙂 aynı grupta. Biri gitar çalıyor, diğeri söylüyor.  Konser Sarıyer’de olacakmış ve halk konseriymiş. Bizimkiler 12 şarkı çalacaklarmış.
Bazen ailem "mahvettin çocukları, senin peşinden geliyorlar" diye takılır bana. En başta da saç meselesi yüzünden. Saçlarını ben uzattığım için uzatmışlar. 🙂 Neyse… bakalım konser nasıl geçecek. Yürüyün be aslanlar kim tutar sizi. :))

Şeffaf

Patlayası olan bir kalp taşıyorum sanki,
Nereye kadar taşıyabilecek bu acıyı bilmiyorum
"Yarın olur da gün döner mi" diye
Sanki balıkçı teknesindeki balık misali çırpınıyorum.
 
Okuyor musun bu satırları?
Bir anlamı var mı senin için?
Kapattığın pencerenin önüne gel
Aşağıda cesedimi bulacaksın…
 
Asansör boşluğunda boşlukta asılı kalmış
Dikişleri atmak üzere bu eski giysilerin
Ütüsü bozulmuş asfalt bir yol gibi
Herkes gibi ol bir yabancı gibi dünden…
 
Başka yerde bulamazsın bu sözleri
Dans başladı, soytarı kralın emrinde
Kızdan sonra mı gelirdi vale, her neyse
Odamın duvarlarında yankılanan adın kaldı…
 
Ben tüm çıplaklığımla karşında duruyorken
Olmam gerekenden daha çıplak olmuşum meğer
O kadar olmuşum ki olmamışım aslında
Cam gibi, su gibi, şeffaf, görünmeyen, hava gibi…
 
İsmail KAYA

Çığlık!

Yavas ve sessizce ölüyorum sanki
Etrafımdaki duvarlar yetmiyormuş gibi bir de içimdeki duvarlar çevreliyor bedenimi…
Çığlık atıyorum ama duyan yok sesimi
Günden güne derin bir yalnızlığın içine çekiyorum kendimi.
Bu büyük bir savaş,
Kişinin kendisiyle girdiği savaştan daha büyüğü ne olabilir ki!
İçinde bir düşman, nereye gitsen seninle
Kaçmayı dene, başarabilir misin sanki!
Sevgilinin yalnız bırakması ne acı!
Ya da yalnız bıraktığını sanmak, anlamaya çalıştığın şu dünya içerisinde
Ses ve ışık bombaları dövüyorken duvarları
Kolay mı kendi şarkını söylebilmek yabancı bir şehirde.
Alt etmekten başka ne seçeneğin var?
Anlaşılmayı bekleme çünkü bu olmayacak
Hiç kimse senin pencerenden bakmıyor dünyaya
… ve şairin dediği gibi günün birinde elbisen kalacak!
Ismail KAYA 23 Mart 2006 Perşembe…
ciglik

Sensizlik

İnsana acı veren karanlık bir perde gibi çöküyor sensizlik üzerime.
Ve ben seni özlüyorum karanlık gecelerde.
Soğuk ve çıplak ay ışığı penceremden süzülürken gecede
Bir adımlık yol kadar yakın ve bir o kadar da uzağım dokunulası sevgime…
 
16.Şubat.2006 (Bu günün kırıntıları-Bir anlık)

Nehirdeki Yaprak

NEHİRDEKİ YAPRAK

(Bizler bu hayat nehrinde ilerleyen akıntıya kapılmış yapraklar gibi değil miyiz ve acılarımız bizleri yoran, hırpalayan hırçın dalgalar değil mi?)

 

Bir düş kurdum içinde sen vardın

Sabah uyandım yanımdaydın

Zincir vurdum şimdi korkularıma

Uzandım ay ışığında saçlarına

 

Bir nehirdeyim şimdi, düşlerimin arasında

Dalgalar yanı başımda ve oldukça hırçınlar

Bir nehirdeyim şimdi savrulmuşum rüzgarla

Dalgalar yanı başımda ve oldukça hırçınlar

 

Bir düş kurdum içinde sen vardın

Bir ev vardı mutluyduk ama uyandım

Geceyi dağıttım kovar gibi

Seyre daldım seni deniz gibi

 

"Bir nehirdeyim şimdi, düşlerimin arasında

Dalgalar yanı başımda ve oldukça hırçınlar

Bir nehirdeyim şimdi savrulmuşum rüzgarla

Dalgalar yanı başımda ve oldukça hırçınlar"

 

Bekle güneş doğar elbet bir gün

Belki sen de anlarsın, belki hayal kurarsın

Dinle, şu nehrin sensi dinle, rüzgarın sesini dinle

Geceye bak ve söyle;

 

Bir gün olur da bir düş kurarsan

İçinde ben olur muyum?

Ya da bir şarkı söylersen tüm kalbinle

Her şey bir rüya yoksun yanımda

Aslında çok çok uzakta bir sevgiydi aradığım

Nehirde bir yaprağım!

 

Bekle güneş doğar elbet bir gün

Belki sen de anlarsın, belki hayal kurarsın

Dinle, şu nehrin sensi dinle, rüzgarın sesini dinle

Geceye bak ve söyle;

 

"Bir nehirdeyim şimdi, düşlerimin arasında

Dalgalar yanı başımda ve oldukça hırçınlar

Bir nehirdeyim şimdi savrulmuşum rüzgarla

Dalgalar yanı başımda ve oldukça hırçınlar"

 

 

İsmail KAYA
All rights reserved (Tüm hakları saklıdır)

Son yabancı

Yabancılarla konuşma. Çünkü onlar senin gerçeğini
göremezler. Yabancılarla konuşma çünkü onlar kendi içlerindeki
ışığı yutarak senin ışığını çalma çabasındadırlar.
Yabancılarla konuşma çünkü bilmediklerinle doludurlar.
Ve onları sana sunarken vereceklerinin doğruluğunu
dahi bilemezsin. Yabancılarla konuşma çünkü onlar yabancıdır ve daima öyle kalacaklardır. İçlerindeki zehri akıtırlar onlar sen farkına bile varamadan.
Düş kırıklığına uğrarsın merhaba dediğinde. Gözlerine baktığında göreceklerin bil ki korkutacaktır seni. Dokunduğunda hissedeceklerin ürpertecektir tenini.
Kelimeleri bir ok gibi saplanacaktır yüreğine. Düşlerini anlattığında kendini onlardan hissedeceksindir. Gözlerine baktığında emin ol ürpereceksin.
Çünkü onlar sana bir yabancıymışsın gibi bakacaklardır daima!…
Ve gün gelecek sen de onlardan biri olduğunun farkına varacaksın.
Farkına varacaksın ki yabancı olmadığın tek şey aslında kendi benliğin.
Sonra belki de kelimelerin anlamsızlığını farkedeceksin sen de. Ve biliyormusun
günün birinde sen de bir yabancı gibi kaybolacaksın…
Zaten tüm bu koşuşturma geride yabancı olmadığımızı gösterebileceğimiz
bir şeyler bırakmak için değil mi? Toplum denen kalabalığın bizi bir insan olarak anımsaması için değil mi?
Görünmeyen halkalarla bağlamadık mı kendimizi özgürlük diye haykırırken şu kocaman dünyaya? Öyleyse söyleyin
hangimiz yabancı değiliz? Neden bizden, alıştıklarımızdan farklı oldukları için birilerini yabancı ilan etmek zorundayız.
Neden onlara sırf farklı yaşama tarzı seçtikleri için aykırı deriz. Acaba aykırı olan biz miyiz?
Bu notlar senin için yabancı. Aklımda kalan bir kaç soruyu sormak istedim sana düşüncelere dalmışken gecenin kör karanlığında!…!
(1996 denemem)