Söz ola beri gele mi-yorum


Sabah gazetesi internet sayfasında halkımıza mal olmuş İbrahim Tatlıses ile ilgili bir yazı gözüme ilişti bu sabah kahvaltımı yaparken…

Yazının değindiği olaya hiç değinmeyeceğim burada. Ne kadar kötü bir olay olduğu zaten ortada. İrdeleyecek olursak halktan birinin başına gelmiş olsaydı, yani sıradan, cebinde parası olmayan, evini anca geçindirebilen birinin başına… Zaten sayın İbrahim Tatlıses’in halka mal olmuşluğunu hepimiz biliyoruz o ayrı…

Benim değineceğim haberin içerisinde, yani okuduklarımda dikkatimi çeken bir nokta. “Medical Park Bahçelievler Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Alper Kaya, Kalaşnikof’la başından vurulan İbrahim Tatlıses’e uygulanan tedaviyi yorumladı ve iyileşme süreciyle ilgili olasılıkları anlattı.”  diyor Esra Tüzün habere girerken ilk sayfada. Hemen linkini vereyim yazının tamamını oradan okuyabilirsiniz: Kaynak

Benim dikkatimi çeken bölüm ise 3. sayfada geçen şu cümle oldu: “Bir cerrah olarak “Allah’ın sevdiği bir kuluymuş daha yapacak çok şeyi var ki, Tanrı yaşamasına izin verdi” diyebilirim.” Bu cümleyi okuyunca hemen sormadan edemedim. Allah mı? Tanrı mı? Allah’ın sevdiği kulu ise Tatlıses, Tanrı kim ki ve alaka ne?

Aslında kavramlardan kaynaklanan bir durum olsa gerek. Allah’ın bize bildirilen adlarından başka bir de yaratıcıya verdiğimiz Tanrı adı var galiba ortada. Daha doğrusu böyle bir kavram oluşturmuşuz kafamızda ve ben bu kavramı sorgulamadan edemiyorum. Çünkü kendi oluşturduğumuz kavramlarla anlamaya çalışıyoruz çevremizi. Aslında aksini yapabilmek de herhalde mucize olurdu ancak yine de anlatmaya dahi yetemeyeceğimiz bir varlığı kendi ölümcül aklımızın oluşturduğu kavramların içerisine yerleştirmeye çalışarak aslında tek olan varlığı bir tür sınıflandırma içerisine almaktayız ve işte bana yanlış görünen noktanın özü. Anlatmak istediklerime müzik eşliğinde bir yorum yapacak olsam, mi tonunda bir yorumda bulunurdum. Sözün yetmediği yerlerde müzik her zaman yardımcı olmuştur. Umarım değinmek istediğim konuda beni anlamışsınızdır.

Bunların dışında İbrahim Tatlıses’e geçmiş olsun diliyorum. Sahneye çıkıp şarkı söylemesi benim için çok önemli değil. Ama hayatını kaybederse iyi bir insanın daha aramızdan çıkar sorunları nedeniyle ayrılmış olacağına çok üzüleceğim. Hem de bu olayın İstanbul’umuzda ulu orta meydana gelmiş olmasına. İstanbul dışında gerçekleşseydi daha mı az üzülürdüm. Buna cevabım evet olur çünkü İstanbul benim gözümde medeniyetlerin beşiği. İçerisinde henüz bebek kıvamında büyütülmesi gereken kocaman görüntülü kocaman sakallı, bıyıklı, kıllı, kılsız, kaba saba aklı evveller mi desem yoksa büyümemişlikten, adam olamamışlıktan yola çıktığım bebek benzetmememi dönsem bilmiyorum – ki bebek kelimesini kirletmeyi de hiç istemem- öylece kalıveriyorum kelimelerimin kifayetsizliğinde bir bilinmezlik içinde.

Geçmiş olsun İbrahim Tatlıses. Hastanede nakil için bekleyenler, ambulans bulamayanlar, trafikte kalanlar, insanlıktan uzaklaşanlar, savaşı çıkarlarına alet edenler ve biz göz yumanlar. Geçmiş olsun…

İsmail Kaya

Salı, Mart 22, 2011


This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: